Hipnoterapi Nedir

HİPNOTERAPİ NEDİR?*

Hipnozun ve hipnoz altında ortaya çıkan hipnotik fenomenlerin tedavi veya davranış değişikliği oluşturmak amacıyla kullanılmasına Hipnoterapi denir. Buradan hareketle “Her hipnoterapi bir hipnozdur, ama her hipnoz, bir hipnoterapi değildir.” sonucuna rahatlıkla ulaşabiliriz.

Sadece bir hipnotik durum yaratmak, tedavi veya davranış değişikliği yaratmaz. Örneklendirmek gerekirse bu durumu, otomobilin motor kaputunu açmaya benzetebiliriz. Eğer arızanın nerede olduğunu tespit edebiliyor ve nasıl giderileceğini biliyorsanız bu davranışınızın bir anlamı vardır. Yoksa motoru seyreder ve kaputu kapatırsınız. Arızayı tespit etmek ve nasıl giderileceğini bilmek ise hipnoterapinin alanına girmektedir.

Öyleyse buradan da “Hipnoz uygulamayı bilmek, aynı zamanda hipnoterapi yapabilmek anlamına gelmez.” diye ifade edebileceğimiz ikinci önemli sonuca ulaşabiliriz. Çünkü hipnoterapi iki kanatlı bir kuş gibidir: Kanatlarından birinde “Bilgi” diğerinde ise “Sanat” yazar. Ve hiçbir kuş gibi o da, tek kanatla ya da kırık kanatla uçamaz.

Bilgi kanadının içermesi gerekenlerin bir kısmını serinin ilk cildinde anlatmış olduğumuzdan özellikle Hipnoz’a ait bilgilere bu kitapta dönmeyeceğim. Dileyen oradan bakabilir. Şimdi Temel Hipnoz Prosedürleri ile devam edelim:

*Bu bilgiler A’dan Z’ye Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.

TEMEL HİPNOZ PROSEDÜRLERİ*

TEMEL HİPNOZ PROSEDÜRLERİ
UYUM GİRİŞ HİPNOZ SEANSI OTOHİPNOZU ÖĞRETME
a-Ayak uydurma a-Danışan hikayesi a-İndüksiyon a-Sözel eğitim
  • Eşleşme
  • Yansıtma
-Sözsüz işaretleri

gözlemleme

  • Beden dili
  • Jestler
  • Uyumsuzluk

-Hoşnutluk Sınırı

b-Yönlendirme b-Problemi açığa çıkarma

  • Danışanın anlattıklarını not almak
  • İlaç geçmişini öğrenmek
  • Doktor kontrolü sağlamak
  • Belli başlı sorunları incelemek
b-Derinleştiriciler b-Posthipnotik

telkinler

c-Duyusal keskinlik c-Hipnoza uygunluk c-Araştırma c-Ses kaydı

vermek

d-Nefes alış-veriş d-Mevcut hayat şartları

  • İlişkiler
  • İş
  • Finansal sıkıntılar
  • İlk başlatan olayı keşfetme
  • Gizli kalmış hatıraları bulma
  • Engelleri tanıma
  • Engellenmiş duyguları serbest bırakma
d-Yazılı metin

vermek

e-Danışanı eğitmek

  • Hipnoza ait sorumluluklarla ilgili
  • Randevulara sadakat
  • Ödemeler
d-Terapi

  • Doğrudan telkin
  • Dolaylı telkin
  • Yeniden çerçeveleme
  • Görsel canlandırma
  • Özel yer
  • Metafor
  • Regresyon
  • Progresyon
  • İdeomotor Sinyaller
  • Tekrar bağlanma
  • Geleceğe uyarlama
  • Çapa
  • Adım adım değişim
  • Parçalar Entegrasyonu
f-Gerçekçi hedefler belirleme e-Hipnozdan çıkarma

Tablodaki başlıklar her ne kadar ilk bakışta sadece bilgi çağrıştırıyor gibi görünse de, daha dikkatli düşündüğünüzde bu bilgilerin her birinin bir uygulama alanı olduğunu görürsünüz. İşte sahip olduğunuz ya da olacağınız bu bilgilerin, uygulama alanında hayat bulma aşaması ise hipnoterapinin “Sanat” kanadıdır.

Bu bilgiler cansız beden gibidir; siz sesinizle, sesinizin tonuyla, sözcüklere yüklediğiniz anlamlarla bu bedeni canlandıracaksınız. Danışanın ruhuna, zihnine, duygularına, yüreğine dokunacak ve sadece bilgi ile değil, bilgiye can veren sanatkârane tavrınızla bir değişim yaratacaksınız. Onu kendi hayat çizgisinde şimdiki zamandan geçmişe, oradan geleceğe götüreceksiniz. Hatıralarını ve hayallerini yeniden yapılandırırken ne bilgiden vaz geçebilirsiniz ne de onu nasıl şekillendireceğinizin ilhamını veren sanattan…

Danışandan önce onun değişimini siz yaşayacaksınız, siz göreceksiniz. Siz de onunla transa gireceksiniz. Onun rehberi olacaksınız. Önce siz heyecanlanacaksınız ki sonra o, sizi takip etsin… Aksi halde, hiç yapmadığınız bir seyahatin rehberliğini nasıl yapabilirsiniz?

*Bu bilgiler A’dan Z’ye Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.

HİPNOTERAPİST KİMDİR?*

Danışanlarını hedeflerine ulaştırmak amacıyla, birincil araç olarak hipnozu kullanan terapiste denir. Bir hipnoterapist çoğu zaman diğer terapistlerden farklılıklar gösterir. Çünkü o daha çok, bilinçaltı davranışların rolü ve danışanın hayatına etkileri üzerine odaklanır.

Dr. John Kappas, 1973’te hipnoterapist kimdir ve ne yapar sorusuna Mesleki Ünvanlar Federal Sözlüğü’nde şöyle cevap vermektedir:

“Motivasyonu artırmak veya davranış biçimini değiştirmek için danışana hipnotik durumu yükleyen kişidir: Danışan ile problemin doğasını belirlemek için görüşür. Hipnozun nasıl işlediğini ve hipnoz sırasında neler yaşatacağını danışana açıklayarak hipnotik duruma girmesi için onu hazırlar. Testler uygulayarak danışanın fiziksel ve duygusal olarak telkine yatkınlık derecesini belirler.

Sonra danışanda hipnotik durum oluşturur. Problemin analizini ve uygulanan testlerin yorumunu temele alarak hipnotik teknikleri ve yöntemleri danışana göre uyarlar ve uygular. Gerekli gördüğü durumlarda danışana oto hipnozu öğretebilir.”

Buna göre şimdi bir hipnoterapistin hipnoterapi yapabilmek için sahip olması gereken bilgileri sıralayalım:

HİPNOTERAPİ İÇİN GEREKLİ BİLGİLER*
EKOLLER TARİHSEL

GELİŞİM

ÖN VARSAYIMLAR İNSAN

NÖROLOJİSİ

İNSAN

FİZYOLOJİSİ

MENTAL

YAPI

a-Yönlendirici yaklaşım a-Antik çağ öncesi a-Trans her gün yaşanan bir fenomendir. a-Beyin

-Serebrum

  • Korteks

-Serebellum

  • Limbik Sistem
a-Deri a-Beyin yarım küreleri

-Sağ Beyin

  • Bilinçdışı zihin
  • Duygular
  • Sezgiler
  • İmajinasyon

-Sol Beyin

  • Bilinçli zihin
  • Mantık
  • Dil fonksi-

yonları

B – Esnek yaklaşım

/Ericksonyan

b-Mesmer b-Herkes transa girebilir. b-Omurilik b-Sinir sistemi b-Bilinçli zihin
c-Easdale c-Zihin, vücutta gerçekleşen herhangi bir süreç üzerindeki kontrol derecesini arttırabilir. c-Sempatik sinir sistemi c-Kaslar c-Bilinçdışı zihin
d-Freud/

Jung/

James

d-Her insan kendini iyileştirme gücüne sahiptir. d-Parasempatik sinir sistemi d-İskelet
e-Estabrooks e-Bilinçdışı zihin, gerçek bir deneyimle, gerçekmişçesine yapılan bir zihinsel canlandırma arasındaki farkı ayıramaz. e-Nörokimya

  • Nörotrasmit

terler

  • Nöropeptit-ler
e-Kardio-

vasküler

f-Erickson f-Endokrin sistem
g-NLP g- Sindirim sistemi
h-Boşaltım sistemi

*Bu bilgiler A’dan Z’ye Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.

HİPNOTERAPİNİN KISA TARİHİ*

Hipnoterapi kendi gelişim tarihi boyunca birçok farklı biçimler almış, birbirinden farklı unsurları kendi bünyesinde bütünleştirmiştir. Ve bu tarihsel süreç içerisinde doğal olarak diğer psikoterapi anlayışlarını da etkilemiştir.

Geleneksel Hipnoterapi

Hipnoterapinin bu formu, Viktorya dönemi hipnotizma uygulayıcıları olan James Braid ve Bernheim tarafından gerçekleştirilmişti. Onların zaman zaman alkole, uyuşturucuya vs. karşı nefret oluşturmakta, bazı terapötik gevşemeler yaratmakta ve semptomları baskılamakta başlıca kullandıkları yöntem doğrudan telkindi.

Terapinin bu basit formu, diğerlerine nazaran doğrudan yöntemler kullandı ve az da olsa teorik yapının inşasına katkıda bulundu.

 

Telkin Hipnoterapisi

Telkin teknikleri çoğu hipnoterapi türünde kullanılmaktadır. Hipnozun dayandığı temel önerme, hipnotik bir durumdayken, bilinçaltımızın telkine daha açık olmasıdır.

Bu durum sırasında hipnoterapistler tarafından düşünce kalıplarını değiştirmelerine yardımcı olacak telkinlerde bulunur. Bu teknik, alışkanlıkları değiştirmek, kaygıyı yenmek ve stresi azaltmak için idealdir.

Hipnoanaliz

1895 yılında Sigmund Freud ve Joseph Breuer, psikoterapiye yeni ufuklar açan “Histeri Araştırmaları” adlı klinik bir metin yayınladılar. Freud ve Breuer hastalarının, bastırılmış travmatik anılarını hatırlamalarına ve bu anılardaki bastırılmış duyguyu dışa vurup rahatlamalarına yardımcı olmak amacıyla daha erken yaşlara dönmelerini sağlamak için hipnozda regresyon tekniğini kullandılar.

Her ne kadar Freud, kendi geliştirdiği metot olan Psikanaliz lehine aşamalı olarak hipnozu terk etmiş olsa da gerçekleştirdiği erken dönem çalışmaları, müteakip hipnoterapistleri etkilemeye devam etti.

Ancak Freud daha sonra, Fransız rakibi Pierre Janet’in kendisinden birkaç yıl daha erken bir tarihte hipnotik psikoterapide yaş gerilemesinin nasıl kullanılacağını anlattığı bir vaka çalışması yayınladığını kabul etmek zorunda kaldı.

Takip eden sonraki dönemlerde ise hipnoterapide uygulanan regresyon, bazen “Hipnoanaliz”, bazen “Analitik Hipnoterapi” veya bazen de “Psikodinamik Hipnoterapi” olarak adlandırıldı.

Günümüzde “Travma Sonrası Kaygı Bozukluğu” diye adlandırılan Savaş Bunalımı’nın tedavisinde psikoanalize hızlı bir alternatif olarak, askeri psikiyatristlerce her iki dünya savaşında da kullanılması hipnoanalizin yıldızının yeniden parlamasını sağladı.

Analitik Hipnoterapi (Hipnoanaliz)

Analitik psikoterapi okulunun fikirlerini ve yaklaşımlarını kullanarak, analitik hipnoterapi, danışanın niçin bir sorunu olduğunu veya yaptığı şeyi niçin yaptığını belirlemek için kullanılır.

Pek çok analitik hipnoterapist, danışanın söz konusu sebeplere, farklı şekilde yanıt vermesine yardımcı olmak amacıyla “kök nedenleri” bulmaya çalışır.

Analitik terapistler ayrıca danışanların kendi içlerindeki “iç görüyü” bulmalarına da yardımcı olur, çünkü bazen cevaplar “içimizde” vardır, ancak onların farkında olmayabiliriz.

Regresyon Hipnoterapisi

Regresyon danışanı zihninde, problemleriyle ilgili olabilecek bazı geçmiş olaylara geri götürmeyi ifade eder. Regresyonun sadece olumsuz olaylara / hatıralara erişmek için kullanılması gerekmediğine dikkat çekmek gerekir, regresyon geçmişteki kaynak olarak kullanılabilecek durumlara ve olumlu hatıralara erişmek için de kullanılabilir.

Terapi açısından, regresyon sıklıkla, profesyonel bir hipnoterapistin kullanacağı (veya olması gerektiği) son yaklaşımlardan biridir, çünkü çoğu zaman davranışsal, bilişsel veya analitik bir yaklaşım danışan için (psikolojik olarak) çok daha kolay olacaktır. Bir hipnoterapist ilk önce yukarıda belirtilen yaklaşımlarla çalıştığında, “geri dönme”ye ve (danışanı potansiyel olarak yeniden travma edebilecek) olası bir sebep aramaya gerek kalmadan, genellikle danışan için daha uygun / etkili bir çözüm bulur.

Bazen iyi eğitimli bir hipnoterapist, ilk yaklaşım olarak regresyon kullanabilir, ancak bu genellikle fobiler / korkular için olacaktır. Hipnoterapistlerin fobiler için regresyonu ilk yaklaşım olarak kullanma nedeni, fobinin muhtemelen geçmiş bir olayla (genellikle çocukluktan itibaren) ilgili olmasındandır. Bahsedilen olayla ilgili çalışmak, genellikle fobiyi ortadan kaldırmanın anahtarı olacaktır.

İlk ve tek yaklaşım olarak regresyon öneren herhangi bir eğitimden veya terapistten uzak durmanız önerilir. Çünkü sorun ne olursa olsun, bu genellikle, çok sınırlı bir çalışma şeklidir. Yalnızca regresyon konusunda eğitilmiş ve başka hiçbir şeyi olmayan birçok terapist, terapi sürecinde ortaya çıkabilecek olası sorunlarla başa çıkmada yetenekli değildir.

Geçmiş Yaşam Regresyon Hipnoterapisi

Bazı danışanlar geçmiş yaşamlara ve bu yaşamların mevcut sorunları üzerinde etkili olduğuna inanıyor. “Geçmiş yaşam hatıralarını” tecrübe ettikten sonra, bazı danışanlar, kendi sorunları ve bu sorunların niçin var oldukları ile ilgili içgörü kazanırlar. Bazen geçmiş yaşam terapisinin amacı, yararsız geçmiş yaşamlarla bağlantıyı koparıp “bağları kesmektir”.

Bir terapist olarak, geçmiş yaşamlara inanmak, geçmiş yaşam regresyonlarını gerçekleştirmek için bir ön şart değildir, ancak danışanın inançlarına saygı duymak önemlidir. Bazı terapistler ve danışanlar, geçmiş yaşamlara inanırken, diğerleri geçmiş yaşamın değişim için bir metafor olduğuna inanır. Her iki şekilde de, bazı insanlar için işe yarıyor. Geçmiş yaşam regresyonunda kullanılan teknikler normal (mevcut yaşam) regresyonda kullanılanlara çok benzer.

Ericksoncu hipnoterapi:

Milton H. Erickson, 20. yüzyılın en etkili hipnoz ustalarından biriydi. 1950’lerden sonra Erickson, hipnoza radikal farklılıklar içeren bir yaklaşım geliştirdi. Sonradan onun bu yaklaşımı, “Ericksonyan Hipnoterapi” veya “Neo-Ericksonyan Hipnoterapi” olarak adlandırıldı.

Erickson, danışanlarıyla çalışırken daha çok resmi olmayan, sohbet ağırlıklı bir yaklaşım içinde olurdu. Bu esnada da karmaşık dil kalıpları ve terapötik stratejiler kullanırdı. Ancak Erickson’un gelenekçi çizgiden bu denli uzaklaşması bazı meslektaşlarının da ondan uzaklaşmasına yol açtı. Özellikle bunlardan biri olan Andre Weitzenhoffer, Erickson’un yaklaşımının “hipnoz” olarak adlandırılmasının doğru olup olmadığını bile tartışmaya açmıştı. Buna rağmen Erickson’un yaklaşımı, modern hipnoterapiyi en fazla etkileyen ve bunu sürdüren güçlerden biridir.

Ericksoncu hipnoterapi (uygun şekilde yapıldığında) oldukça etkili olabilir, ancak öyle olmamalarına rağmen kendilerini Ericksoncu olarak adlandıran bazı hipnoterapistler var. Gerçek Ericksoncu hipnoterapi, her bir danışana yüksek ölçüde adapte olmuştur. Ve bir Ericksoncu terapist, danışanın ne tür bir müdahaleye ihtiyacı olduğuna karar verme konusunda, doğuştan gelen yeteneğine güvenme eğilimi gösterir.

Danışanların sorunlarıyla ilgili bir hikâye, alışkanlıklarını kırmak için zorlu bir ev ödevi, ani ve çatışmalı bir sohbet ya da hedefleriyle ilgili basit, dolaylı telkinler kullansa da temel olarak Ericksoncu hipnoterapi, birçok farklı terapötik yaklaşımın bir kombinasyonu olarak düşünülebilir. Ancak en basit haliyle (modern hipnoterapi okulları tarafından en çok öğretilen biçimi), metaforlara ve dolaylı telkinlere (danışanlarda değişim yaratmada çok faydalı bir araç olabilir) daha çok atıfta bulunulur.

NLP’nin kurucuları geniş ölçüde Erickson’un çalışmalarını modellediklerini ve hipnozu göz önüne alarak benzer bir metodoloji geliştirdiklerini, ayrıca bütün bunların özümlenmesiyle Milton Model adını verdikleri bir yaklaşım oluşturduklarını iddia ettiler. Weitzenhoffer bu kez NLP’nin Erickson’un çalışmalarıyla gerçekten bir benzerliği olup olmadığını tartışmaya açtı.

 

Davranışsal Hipnoterapi

Davranışsal hipnoterapi genellikle, bir hipnoterapistin danışanlarıyla çalışırken ilk kullandığı yaklaşım şeklidir. Buradaki fikir, hipnoterapistin danışana mevcut (veya gelecekteki) davranış ve alışkanlıklarını değiştirmesine yardımcı olduğu yönündedir. Hipnoterapist, uygun değişiklikler konusunda hemfikir olmak için vaka tarihi alma sürecinde (hipnoterapiye başlamadan önce) danışan ile işbirliği içinde çalışacaktır. Daha sonra bu davranış değişikliklerini desteklemek ve yerleştirmek için hipnoterapi tekniklerini ve hipnotik telkinleri kullanır.

Davranışsal değişiklikleri desteklemek için hipnoterapi kullanmak, danışanları hedeflerine “daha iyi” ulaşmalarını ve oturum bittikten sonra da değişiklikleri sürdürmelerini sağlar. Bu genellikle “en az müdahaleci” hipnoterapi türlerinden biridir, bu nedenle genellikle profesyonel hipnoterapistler tarafından kullanılan ilk yaklaşımdır.

Bilişsel/Davranışsal Hipnoterapi:

A.B.D.’de 1980’lerden sonra klinik ders kitaplarında artan bir şekilde Steven Jay Lynn, Irving Jirsch, E. Thomas Dowd, William Golden, Assen Alladin gibi çağdaş araştırmacılar tarafından kaleme alınmış yazılar görülmeye başlandı.

1974’te Theodore Barber ve meslektaşları, Theodore R. Sarbin’in hipnozun daha iyi anlaşılması gereken bir “özel durum” olmadığını söyleyen erken dönem sosyal psikoloji çalışmasından sonra tartışılan bu araştırmanın etkili bir incelemesini yayınladılar. Barber ve arkadaşlarına göre hipnoz, motivasyon, uygun tutum, beklenti ve aktif hayal gibi normal psikolojik değişkenler sonucu oluşmaktadır. Barber, bir yandan hipnozu “bilişsel-davranışsal” kavramlarıyla tanıştırırken; diğer yandan da ona davranış terapisinin uygulama alanını açıyordu.

 

Bilişsel ve davranışsal psikolojik teorilerin giderek yaygınlaşıyor olması ve hipnozu izah eden kavramların artması, hipnoterapi ile çeşitli bilişsel ve davranışsal terapilerin daha sıkı bütünleşmesini kolaylaştırdı. Bununla birlikte birçok bilişsel ve davranışsal terapi yaklaşımı, başlangıçta kendilerinden daha eski olan hipnoterapi tekniklerinden etkilendiler. Örneğin Joseph Wolpe’nin Sistematik Desensitizasyon’u, erken dönem davranış terapisinin başlıca tekniği idi. Aslen bu, Hipnotik Desentisizasyon olarak biliniyordu ve Lewis Wolberg’in 1948’de yazdığı “Medikal Hipnoz” adlı kitabından türetilmişti.

 

Hipnoterapinin geleneksel tarzı, bilişsel-davranışsal terapinin öncüsü olarak görülebilir. Neden? Çünkü her ikisi de terapide çeşitli mental tasvirlerin yeniden hatırlanmasının, pozitif fikirlerin prova edilmesinin, rahatlamanın kullanılmasının önemini vurgularlar. Aynı zamanda teorik açıklamalarında “sağduyu”yu önemle vurgulamalarının yanı sıra hipnoterapinin tarihsel önceliği bu görevi ona vermektedir.

Bununla birlikte modern bilişsel- davranışsal terapi, bilhassa eski hipnoterapi yaklaşımlarından farklı bir yer edinmek için negatif inançların doğrudan Sokratik sorgulanmasına çok büyük önem vermektedir. Yine de, bilişsel-davranışsal hipnoterapistler, her iki kaynaktan gelen teknikleri özümseyerek kullanmaya devam ediyorlar.

Bilişsel hipnoterapi teknikleri, davranış / alışkanlıklara daha az, bu davranışlara ilişkin düşünce ve inançlara daha çok odaklanır. Bazen zihin, yararsız düşünme biçimlerine (bir zamanlar olumlu bir amaca hizmet etmiş olabilirler) sıkışıp kalabilir.

Bilişsel hipnoterapi, danışanların “bilinçaltı seviyedeki” inançlarını “güncellemelerine” yardımcı olur, bu da farklı şeyler hakkında düşünmeye başladıkları anlamına gelir. Bilişsel teknikler, Bilişsel Davranışçı Terapi, Rasyonel Duygusal Davranış Terapisi, Kabul Ve Bağlılık Terapisi ve hatta Farkındalık yaklaşımları gibi çeşitli terapiler ve teorilerden faydalanabilir.

Terapist, tüm diğer hipnoterapi dallarında olduğu gibi, danışanın kişisel gereksinimlerini, hedeflerini ve değerlerini karşılamak adına doğru yaklaşımı seçecektir. Bilişsel hipnoterapi birçok kaygı türü için kullanılabilir, özellikle fobiler ve anksiyete için oldukça faydalıdır.

Çözüm Odaklı Hipnoterapi

Hipnoterapistlerin çoğunluğu “çözüm odaklı” olmak üzere eğitilmiştir. Bir hipnoterapistin kendisini çözüm odaklı bir hipnoterapist olarak nitelendirip nitelendirmemesi kendisine bağlıdır, çünkü yaklaşımı kullanmak için, diğer hipnoterapi dallarının birçoğunda olduğu gibi, kendisini böyle nitelendirmesi gerekmez.

“Çözüm odaklı” basitçe, hipnoterapistin, yalnızca sorundan kurtulmaya odaklanmak yerine, bir çözüm oluşturmak için danışanla birlikte çalışması anlamına gelir. Genelde “bir şeye (hedefe) doğru” ilerlemek, “bir şeyden (bir sorundan) uzaklaşmaya” çalışmaktan çok daha etkilidir.

Bu hipnoterapi biçimi, danışanın şu anki durumuna ve geleceğinin nasıl görünmesini istediğine bakarak, buraya ve şimdiye odaklanmaktadır. Çözüm odaklı hipnoterapi danışan merkezlidir, bu da seanslarda danışana rehberlik eden hipnoterapiste, danışanın liderlik yaptığı anlamına gelir.

Çözüm odaklı hipnoterapide hedef belirleme anahtar eylemdir ve sorgulama teknikleri danışanın sıklıkla karşılaştığı zorlukların çözümünü ortaya çıkarmaya yardımcı olmak için kullanılır.

Temel inanç, kolaylaştırıcı olarak hareket eden hipnoterapist ile birlikte, danışanın kendisine yardım etmesi için kullanabileceği içsel güce ve kaynaklara sahip olduğudur.

Klinik Hipnoterapi

Çoğu zaman kendisini “klinik hipnoterapistler” olarak adlandıran hipnoterapistler aslında “klinik hipnoterapist” değildir. Çünkü klinik hipnoterapi tanım olarak, klinik ortamda veya tıbbi durumların tedavisinde yapılan hipnoterapi anlamına gelir: Ağrı, cilt sorunları, kadın hastalıkları, doğum, psiko-cinsel bozukluklar ve özellikle diğer sağlık hizmet sağlayıcılarının genel bakımına dahil olan konular ve danışanın sağlık yönetimi gibi. Bu nedenle, “klinik hipnoterapi” ismi eğitimde kullanıldığında etkileyici gibi görünse de temkinli yaklaşın. Çünkü eğer bu alanlarda çalışan bir uzman doktor değilseniz veya özel izinle hastahanelerde bu problemlere yönelik hipnoz kullanıyorsanız, o eğitimde size uygun bir şey yok demektir.

Hipno-Psikoterapi

Hipno-psikoterapi, muhtemelen, hem hipnoterapi hem de psikoterapinin (gebelik, insancıl, psikodinamik, vs. gibi) entegrasyonu olduğunu tahmin etmişsinizdir. Bu tür bir yaklaşım sunan hipnoterapistler, hem hipnoterapi hem de psikoterapi konusunda eğitim görmüş olmalıdırlar. Bazı hipnoterapi eğitmenleri ikisini de kapsayan kurslar sunabilir ve psikoterapide uzmanlaşmış bazı psikologlar yalnızca temel hipnoz eğitimi alabilirler. Birden fazla disiplini kapsayan eğitimlerde, her ikisinin de tüm yönlerini yüksek bir seviyede öğretmek yerine, bunlardan birine aşırı odaklanılması dezavantaj olabilmektedir.

Hipno-Danışmanlık

Hipno-psikoterapiye benzer şekilde, hipno-danışma, hipnoterapinin yanı sıra danışmanlık tekniklerinin kullanılmasıdır. Yine aynı şekilde, birleştirilmiş hipnoterapi / danışmanlık kursu alarak zamandan ve maliyetten tasarruf etmek yerine iki ayrı nitelik elde etmek, genellikle çok daha iyi bir fikirdir.

Zaman Çizgisi Terapisi ™

NLP’den türetilen Zaman Çizgisi Terapisi ™, hatıralarımızın doğrusal bir düzende (yani bir zaman çizelgesi) depolandığı önermesine dayanır.

Zaman Çizgisi, zihnimizin çalışma şeklinin bir modeli (veya simülasyonu) olarak görülebilir. Geçmişten, şimdiye ve geleceğe uzanan bir zaman diliminde hatıralarımızın ve önemli duygusal olayların temsilidir. Tanıtıldığından beri, istenmeyen olumsuz duygularla, sınırlayıcı kararlar ve inançlarla, kaygı ve fobiyle başa çıkma hızı ve etkinliği nedeniyle kişisel gelişim ve kişisel değişim alanındaki uzmanların ve profesyonellerin ilgisini çekti. Aynı zamanda Zaman Çizgisi Terapi teknikleri hedeflerimizi belirlememizde ve gerçekleştirmemizde de mükemmel bir teknikler bütünü sunmaktadır.

Zaman Çizgisi Terapisi, insanların bu olaylara ait duyguları veya olumsuz içeriği yeniden yaşamak zorunda kalmadan bazen acı veren dramatik deneyimlere tekrar bakmalarına imkân veren güçlü ve çok hızlı bir yol olduğunu kanıtlamıştır. Terapi süreci, bu deneyimleri yeni bakış açılarından görmeyi ve onları yeni, güçlendirici kaynaklar ile yeniden kodlamayı içerir. Bu yeniden kodlamanın, iç filtrelerimiz üzerinde köklü değişim etkileri olabilir, bu da kaynakları, daha olumlu davranışlar elde etmek için bir araya getirip birleştirir ve bu sayede sonuçları olumlu etkiler.

Aslında bizler hem geçmişi hem de geleceği zihnimizde saklıyoruz. Zaman çizgisi, bu kronolojik anıları, inançları ve olayları temsil eder. Ve zaman çizgisi bunu yaparken, söz konusu olay veya deneyimlerin gerçekte nasıl meydana geldiğini gösteren bir harita ya da onların bir temsili olmak zorunda değildir. Zaman çizgisinin ‘gerçek’ olmaması önemli değildir. (Çünkü zaten tüm anılar, yalnızca geçmiş deneyimlerin çarpıtılmış sunumlarıdır). Yalnızca kişinin geçmiş deneyimlerine ve gelecekteki hedeflerine erişip, onları yeniden değerlendirmesine yardımcı olan bir metafordur. Zaman çizgisi “gerçek” de olsa, zihinlerimizdeki şeyleri “nasıl gördüğümüzü” içerir ve açıklar.

Ne zaman bir hatırayı belleğimize alsak, o olayı veya deneyimi içsel bir temsil olarak saklarız; aslında bu, gerçek olayın gerçek hatırası değil, onun “genelleştirilmiş ve çarpık” bir temsilidir. Her durumda, aynı olayı yaşayan çok sayıda insan, farklı bir filtre setine sahip oldukları için, o olayı ilk etapta farklı deneyimleyebilirler.

Zaman Çizgisi, bir inci dizisi olarak hayal edilebilir. Her inci, bir olaya veya deneyime ait hatırayı içerir. Her bir hatıra ise o olayı çevreleyen görüntüleri, sesleri, kokuları, tatları, kelimeleri, duygular ya da hisleri içerir. Ne zaman yeni bir olay veya deneyim yaşanırsa, zihnimiz benzer olaylarla bir karşılaştırma yaparak bu yeni deneyime anlam katmak, kodlamak ya da daha önce kodlanmış hatıralardan birine benzer bir deneyim olarak kabul edip aynı yere depolamak için filtre sistemlerimizi belirli bir şekilde araştırır.

Bir danışan, Zaman Çizgisi Terapisi sürecinden geçerken, benzer deneyimlerin (ör. istenmeyen öfke, üzüntü, vb.) kök nedenini deneyimleyebilir, daha önce silinmiş ya da çarpıtılmış olan bilgiyi ve öğrenmeyi geri kazanarak bu içsel temsili yeniden kodlayabilir ve sonra zaman çizgisi boyunca benzer olayların hepsini (inciler) şimdiki zamana dek yeni anlamıyla kodlar. Süreç, probleme ait bütün inciler dizisini, zaman içinde, danışan için hızlı, etkili ve acısız bir şekilde yok eder.

Etkili koçluk veya terapi, geçmişten gelen “içeriğin” kurtarılması ve onun hakkında konuşulması ile ilgili değildir. Zaman Çizgisi Terapisi, danışanın geçmiş hatıraları ayrıntılı olarak (terapistle veya kendi kendisiyle) tartışmasını gerektirmez. Etkili kişisel değişim, mevcut davranışa bakarak sorunun ne olduğunu belirledikten sonra, danışanın sorunu yarattığı süreci veya stratejiyi tanımlamak ve değiştirmektir.

Zaman çizgisi terapistleri, geçmiş deneyimlerle bağlantılı sınırlayıcı inançları ve olumsuz duyguları salıvermenize yardımcı olmak için farklı teknikler kullanır. Bu yaklaşım çeşitli kaygılar için kullanılabilse de, özellikle depresyon, endişe ve stresle mücadele edenler için faydalı olduğu düşünülmektedir.

*Bu bilgiler A’dan Z’ye Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.

HİPNOTERAPİNİN UYGULAMA ALANLARI

Uygulama alanlarını listelemeden önce neden bu alanlarda hipnoterapinin kullanılabildiğini açıklamak adına önce hipnoterapi için gerekli bilgiler tablosundaki üçüncü ön varsayımı hatırlamak gerekir: “Zihin, vücutta gerçekleşen herhangi bir süreç üzerinde kontrol derecesini arttırabilir.” Zihin bunu, çoğu zaman o durumun olacağına inanarak yapar. Bu şekilde artan kontrol derecesi, vücuttaki sürece yönlendirildiğinde ise dördüncü varsayım devreye girer: “Her insan kendini iyileştirecek güce sahiptir.”

Şimdi bu iki varsayımı örnekleyen ama dışarıdan yanlış müdahaleler nedeniyle istenmeyen şekilde sona eren gerçek bir hayat hikâyesini inceleyelim:

Bu konuyla ilgili gerçekler Fizyolojist Buruno Klofer’in anlattığı şu meşhur olaydan daha iyi bir örnekle açıklanamaz. Klofer, lenf bezi kanserine yakalanmış Wright isimli bir adamı tedavi ediyordu. Bütün standart tedaviler denenmiş, işe yaramamış ve Wright’in çok az bir ömrü kalmıştı. Boynu, göğsü, karnı ve kasıkları portakal büyüklüğünde tümörlerle dolmuştu. Akciğerleri ve dalağı o kadar büyümüştü ki, göğsünden her gün yarım litre sıvı çekiliyordu.

Ama Wright ölmek istemiyordu ve duyduğu krebiozen adlı ilacı denemek istiyordu ve bunu için doktoruna yalvarıyordu. Doktoru önce bunu kabul etmedi. Fakat Wright’in ısrarları sonucu doktor pes etti ve bu ilacı denemesine izin verdi. Cuma akşamı krebiozen Wright’a verildi. Doktor Wright’in hafta sonuna kadar yaşayamayacağını düşünerek evine gitti.

Doktor pazartesi günü geldiğinde Wright’ı yatağın dışında yürürken gördü. Vücudundaki tümörler sıcakta eriyen kartopları gibi yarı büyüklüğe indiler. Bu en kuvvetli X ışını tedavisinin bile başaramayacağı kadar hızlı bir iyileşmeydi. İki gün sonra öleceği düşünülen Wright on gün sonra vücudunda hiçbir kanser hücresi bulunmadan iyileşmiş olarak hastaneden çıktı.

Hastaneye girdiğinde nefes almak için oksijen maskesine ihtiyacı olan Wright taburcu olduktan sonra kendi uçağıyla on iki bin fitte sorunsuz uçtu.

Wright iyileştikten iki ay sonra krebiozenin lenf bezi kanseri üzerinde hiçbir etkisi olmadığını kanıtlayan bir makale ortaya çıktı. Wright çok üzüldü. Hastalığı tekrar nüksetti ve tekrar hastaneye yattı. Bu kez doktorlar bir deney yapmaya karar verdi ve krembiozenin aslında çok etkili olduğunu ama makalede söz konusu olan ilaçların taşıma sırasında hasara uğradığı ve ilaçların bu yüzden etkisizmiş gibi göründüğü Wright’a söylendi. Wright’a ellerinde bu ilacın yeni bir çeşidi olduğu ve bu ilacın Wright’ı tamamen iyileştireceği söylendi. Ellerinde böyle bir ilaç yoktu. Wright’a enjekte edilen ilaç değil, saf suydu. Ama uygun atmosferi yaratmak için Plasebo Wright’a enjekte edilmeden bazı süreçlerden geçiriliyormuş gibi yapıldı.

Sonuçlar yine inanılmazdı. İkinci kez çıkan tümörler erimiş, Wright yine eskisi gibi hiçbir hastalığı olmadan iki ay geçirmişti. Daha sonra Amerikan İlaç Birimi krebiozenin gerçekten de iddia edildiği gibi kanser tedavisiyle hiçbir ilgisi olmadığını duyurdu. Bunu duyan Wright iki gün sonra kanserden öldü.

Wright’in hikâyesi çok trajiktir ama çok güçlü bir mesajı içinde barındırmaktadır: Eğer Wright’in vücudunu bu derece kontrol eden zihni ve faaliyete geçen kendini iyileştirme gücü, krebiozene olan inancı hipnoterapi ile kendine yönlendirilmiş olsaydı yaşıyor olacaktı.

Dolayısıyla hipnoterapi aşağıdaki tabloda yer alan problemlerin bir kısmına doğrudan etki ederken bir kısmına ise dolaylı etki edecektir:

HİPNOTERAPİNİN UYGULAMA ALANLARI
KAYNAKLARIN

KOMBİNASYONU

FİZİKSEL BAĞIŞIKLIK KÖTÜ

DAVRANIŞLAR

ZİHİNSEL/

DUYGUSAL

RUHSAL
a-Alerjiler a-Acı

-Ameliyat

-Kronik ağrılar

-Diş

-Hayalet organ

-Doğum

a-Eklem

iltihabı

a-Fiziksel a-Fobiler a-Misyon

/Amaç

b-Stres b-Dermatoloji

-Sedef

-Siğil

-Egzama

-İsilik

-Uçuk

-Akne

-Ürtiker/

kurdeşen

b-Tümörler b-Cinsel b-Anksiyete b-Kimlik
c-İlişki

problemleri

c-Sindirim

-Reflü

-Spastik kolon

-Ülser vs.

c-Kanser c-Duygusal c-Depresyon

-Reaktif

-Klinik

-Distimi

-Bipolar

c-Değerler/

İnançlar

d-İş

problemleri

d-Kardio-vasküler

-Tansiyon

-Taşikardi

-Kanama

d-Deri veremi d-Zihinsel d-Obsesif-kompülsif b. d-Bağlılık
e-Özsaygı

problemleri

e-İdrar problemleri

-İdrar tutamama

-Altını ıslatma

-İdrara çıkma korkusu

e-Fibromiyalji

sendromu

e-Travma

sonrası stres bozukluğu

e-Üzüntü/

Keder

f-Sosyal

anksiyeteler

f-Kronik

yorgunluk

f-Rusal

kötülük

g-Cinsel fonksiyon bozuklukları g-HIV/

AİDS

h-Alışkanlıklar/

Bağımlılıklar

-Sigara

-Alkol

-Uyuşturucu

-Pornografi

-İnternet

I-Kilo problemleri

-Obezite

-Anoreksiya

-Bulimia

j-Uyku bozuklukları

-Dissomnia

  • İnsomnia
  • Narkolepsi
  • Uyku apnesi

-Parasomnia

  • Karabasan
  • Uykuda korku nöbeti

HİPNOTERAPİNİN ETKİLİ VE ETKİSİZ TARAFLARI

A. Alladin “Handbook of Cognitive Hypnotherapy for Depression: an evidence-based approach” adlı kitabında hipnozun tıbbi alanda kullanımının etkili ve etkisiz olduğu yönleri incelemiştir. Bunlardan bazıları aşağıda yer almaktadır:

Hipnozun Etkili Yönleri

Uygulanan tedavinin etkinliğini arttırması

Hipnoz hızlı ve derin davranışsal, duygusal, zihinsel ve fizyolojik değişimlere yol açarak, tedaviyi kolaylaştırır ve sürecini kısaltır.

Güçlü plasebo etkisi

Hipnoterapi gören hastaların çoğu başka terapist veya doktorlar tarafından yönlendirilmişler ve dolayısıyla da olumlu bir beklenti için bir zemin oluşturulmuştur. Terapist, hipnoterapist veya tıbbi hipnoz uzmanı olarak isim yaptıkça sadece yönlendirilen hasta sayısı artmakla kalmaz, aynı zamanda terapistin kredibilitesi de artmaktadır. Lynn ve Kirsch’e göre, bu tip hastalar hemen hemen her zaman hipnoza karşı olumlu tutumları ve beklentileri olduğundan hipnotik müdahale için iyi birer adaydırlar. Bu tip hastalar için hipnoz plasebo etkisi göstermektedir. Lazarus ve Spanos ve Barber girişimsel hipnotik transın, bunun etkili olacağına inanan insanlar için yararlı olduğuna dair kanıt sunmuşlardır. Yaratıcı ve duyarlı bir terapist, tedavinin etkinliğini arttırmak için sujestibilitenin (etki altında kalabilmenin) ve beklenilen etkinin üzerine yoğunlaşarak doğru atmosferi yaratabilmektedir.

Direnci Kırma

Hipnoterapiste doğrudan veya dolaylı telkin yöntemlerini kullanarak esneklik sağlar. Hastalar doğrudan telkine nadiren direnmektedirler. Erickson (Erickson ve Rossi, 1979), hastalarının dirençlerini kırmak için çeşitli dolaylı yoldan hipnotik telkin yöntemleri kullanmıştır. Örneğin Erickson, hastalarının direncini en aza indirgemek için paradoksal talimatlar tasarlamıştır. Hastaların bu telkinlere olumsuz yanıt vermeleri durumunda, uyum sağlama stratejisi olarak hastalarına çelişkili bir şekilde direnmelerine devam etmelerini söylemektedir.

Direnci kırmak için Erickson ayrıca “adımlama” ve “yönlendirme” stratejilerini uygulamıştır. Adımlamada terapistin telkinleri, hastanın o sıradaki davranışları ve geçmiş deneyimleriyle uyumludur. Hasta adımlamaya yanıt verdikçe, terapist ilerlemeye devam etmekte ve daha yönlendirici telkinlerde bulunabilmektedir. Örneğin, terapist hastasına “sen derin nefes aldığında” diye telkinde bulunup arkasından “rahatlamaya başlayacaksın” yönlendirmesi yapabilmektedir.

Tedaviye uygunluk

Becerikli hipnotik girişim ve tekrarlanan olumlu hipnotik deneyimler güçlü bir terapötik birlik meydana getirmektedir. Hastalar manevi güçlerinden doğan olumlu deneyimlere şahit oldukça, yetenekleri konusunda kendilerine daha çok güvenmekte ve bu iyileştirme ilişkilerinde güvenin artmasına yardımcı olmaktadır.

Duyguların hızla değişmesi

Tam anlamıyla duygu durumunun değişmesi genellikle hipnoterapinin ilk safhalarında çok hızlı gerçekleşebilmektedir, çünkü hipnotik deneyimler kişinin fantezilerine, hafızasına ve duygularına daha yüksek oranda ulaşmayı sağlamaktadır. Bu tip bir duygu değişimi iyileştirici bağı ve olumlu beklentileri körüklemektedir.

Rahatlama tepkisi

Hipnoterapi tedavisi gören hastaların çoğu anksiyete belirtileri göstermektedir. Anksiyetelerinden dolayı, endişeli ve ajite olmuş hastalar genelde uyum sağlayamadıkları düşüncelerini ve duygularını tanımlamada yetersiz kalmaktadırlar. Derin gevşeme, hipnozla kolayca sağlanabilmektedir. Hasta gevşediği zaman da anksiyete seviyesi azalmakta ve daha önceleri yüzleşmek için fazla endişeli oldukları konuları düşünmeleri ve konuşmaları kolaylaşmaktadır. Hipnozla sağlanan gevşeme aynı zamanda dikkat bozukluğunu azaltmaktadır. Bu durum yoğunlaşma becerisini en üst seviyeye çıkararak, düşüncelere ve duygulara daha duyarlı olmayı sağlamakta ve dolayısıyla yeni şeyler öğrenmeyi de kolaylaştırmaktadır.

Iraksak Düşünme

Psikolojik rahatsızlıklara sahip, özellikle depresif hastalar genelde dar görüşlü olma eğilimindedirler. Hipnoz, beyin fonksiyonunun birkaç evresinde duyarlılığı artırarak, dikkat toplama ve odaklanmayı en üst seviyeye getirerek ve dikkat dağıtacak şeylerin ve başka stimuli kaynaklarından meydana gelebilecek müdahaleyi en aza indirerek farklı (geniş) düşünmeyi teşvik etmektedir. Çünkü farklı düşünmek geniş çaplı düşünmeyi içermekte ve başka şeyler öğrenme olasılığını arttırmaktadır.

Daha geniş deneyimlere dikkat çekilmesi

Farklı düşünmenin yanı sıra, psikolojik rahatsızlıklara sahip ve kronik tıbbi durumlardaki hastalar seçici bir şekilde bazı olumsuz duygular üzerinde takılma eğilimi göstermektedirler. Hipnoz, mutlu hissetmek ya da sıcaklık hissi gibi daha geniş çaplı deneyimlerde dikkatin yönlendirilebileceği zihinsel bir çerçeve sağlamaktadır. Bu deneyimler, olumsuz deneyimlerin kalıcı olmadıklarını, değiştirilebildiklerini ve başka alternatif duygularla yerlerinin doldurulabileceği düşüncesini pekiştirmektedir.

Baskın olmayan yarımkürenin teşvik edilmesi

Hipnoz, büyük ölçüde sağ serebral yarımküre (sağlak insanlar için) tarafından kontrol edilen duygusal ve deneysel bilgiye erişimi ve derlemeyi sağlayan bilişsel sürece doğrudan giriş yapan bir araç sunmaktadır. Sağ serebral yarımkürenin devreye girmesiyle, hipnotik deneyim daha da yoğunlaşmakta ve gerçeklik artmaktadır. İnsanoğlu olarak bizler, gerçekliği düşüncelerimiz yoluyla doğrulamamakta, duygularımız aracılığıyla doğrulamaktayız. Endişeli bir hasta paniğe kapılmış hissettiğinde, bu mantıksız düşüncelerden kaynaklansa da (Ör: Kalp krizi geçirdiğine ilişkin bir belirti olmaksızın “Kalp krizi geçiriyorum” demek), bu duygu bunu deneyimleyen kişi için gerçektir ve dolayısıyla endişeli bireyin gerçekliği (“Bu durumu kaldıramıyorum”) doğrulanmıştır. Hipnoz yoluyla yoğun olumlu bir deneyim, alternatif veya olumlu bir gerçekliğin doğrulanması sağlanmaktadır. Bir deneyimi değiştirmenin en iyi yolu, başka bir deneyime sahip olmaktır. Hipnoz, alternatif bir gerçekliğin hızlıca yerleşmesini sağlamaktadır.

Usdışı sürece erişim

Çeşitli tıbbi ve psikolojik durumlar, bilinçdışı faktörlerden meydana gelmekte ve/veya süregelmektedir. Hipnoz psikolojik sürece farkındalık eşiğinin altında erişimine izin vermekte, böylece bilinçdışı bilişselliği ve semptomlara bağlı deneyimlemeleri keşfetmek ve yeniden şekillendirmek için bir yol ortaya koymaktadır.

Kortikal fonksiyonun bütünlüğü

Hipnoz, kortikal ve subkortikal işleyişin erişilebildiği ve bütünleştirilebildiği bir araç ortaya koymaktadır. Korteks altı, duyguların bulundurulduğu yer olduğundan, bu yere erişmek aynı zamanda ilkel duyguların düzenlenmesine, işlenmesine ve değiştirilmesine de yardımcı olmaktadır.

Görüntü şartlanması

Hipnoz, imgelem ve etkiye genellikle aynı sağ serebral yarımküre aracılık etmektedir ve hayal gücü hipnoz tarafından kolaylıkla yoğunlaştırılabilmektedir. Böylece hipnoz imgelem eğitimi, koşullanma ve yeniden yapılanması için güçlü bir yaklaşım sağlamaktadır. Hipnotik imgelem; sistematik duyarsızlaştırma (hayal gücünü kullanarak hasta bünyesindeki zorlu durumlarla başa çıkabilmenin provasını yapar), çeşitli farkındalık ve bilinçlilik bilişsel seviyelerinin yeniden yapılanması, uzak geçmişin keşfi (geriye gitme çalışması) ve dikkati olumlu tecrübelere yöneltme için kullanılmaktadır.

Hayal indüksiyonu

Hipnoz, hayal görmeye neden olmak ve hayali hatırlama ve anlamayı artırmak için kullanılabilmektedir (Golden ve diğerleri, 1987). Böylece hipnotik hayal indüksiyonu bilinçsiz uyumsuz düşünceler, kurgular, duygular ve imgelemleri ortaya çıkarmak için başka bir araç sağlamaktadır.

Deneyimin zamana yayılması

Çeşitli duygusal deneyimleri kolaylaştırmanın yanı sıra, hipnoz şimdiki zaman, geçmiş ve gelecekte deneyimi keşfetme ve yayma için de bir araçtır. Bu tür stratejiler ıraksak düşünmeyi artırabilmekte ve işlevsiz ‘gerçeklerin’ yeniden yapılanmasını kolaylaştırabilmektedir.

Ruh hali indüksiyonu

Olumsuz veya olumlu ruh halleri hipnoz ile kolaylıkla tetiklenebilir ve değiştirilebilir. Bu da hipnozu, olumsuz veya uygunsuz etkileri değiştirmek ve kontrol etmek için hastalara (provada) strateji öğretmede yararlı bir yöntem olarak kılmaktadır. Hipnotik ruh hali indüksiyonu aynı zamanda hatırlamayı da kolaylaştırabilir. Bower bazı materyallerin sadece rastlantısal ruh halini deneyimlerken (ruh haline bağlı hafıza) hatırlanabildiğini kanıtlamaktadır.

Post-hipnotik öneriler

Özellikle derin transa geçildiğinde verilen post-hipnotik öneriler sorunlu davranışları, işlevsiz kavramayı ve olumsuz duyguları değiştirmede çok güçlü olabilmektedir. Post-hipnotik öneriler aynı zamanda etkili davranışları şekillendirmek için de kullanılabilmektedir. Barrios post-hipnotik öneriyi, istenen veya istenmeyen davranışların olasılığını artırmak veya azaltmak için olumlu veya olumsuz pekiştirme olarak işlev yapabilen ‘yüksek düzeyli şartlandırma’nın bir şekli olarak değerlendirmektedir. Bu fikirden yararlanarak, Clarke ve Jackson post-hipnotik önerileri agorafobikler arasındaki hasta bünyesinde bulunan maruz kalma etkisini artırmak için kullanmıştır.

Olumlu otohipnoz

Modern hipnoterapinin odak noktası hastalara gerçek durumlara kolayca aktarılabilen otohipnoz eğitimi gibi kişisel gelişim becerilerini öğreterek onları güçlendirmektir. Otohipnoz becerileri güveni artırmakta ve terapiste bağlılığı azaltmaktadır. Otohipnoz eğitimi hetero-hipnotik indüksiyon ve post-hipnotik öneriler ile iyileştirilebilmektedir. Yukarıda bahsedilen tekniklerin çoğu otohipnoz ile uygulanabilmekte, böylece kaygı olumsuz öz telkinlerden uzaklaştırılarak olumsuz oto hipnozu teşvik etmektedir. Öz-yeterlik algısı Bir kişinin belirtileri değiştirmek için oto hipnozu kullanma yeteneğine sahip olduğu inancı ile birlikte olumlu hipnotik deneyim öz-yeterlik beklentisi vermektedir. Bu da tedavi sonucunu iyileştirmektedir. Bandura’ya göre, öz-yeterlik beklentisi her tür tedavisel değişikliğin merkezinde yer almaktadır.

Kolay bütünleşme

Hipnoterapi pek çok tür terapi (Ör. davranış terapisi, bilişsel terapi, gelişimsel terapi, psikodinamik terapi, destekleyici terapi) ile kolayca bütünleşebilen geniş bir kısa vadeli teknik aralığı sunmaktadır. Hipnozun kendisi bir terapi olmadığından belirli tedavi etkileri bütünleştiği terapisel yaklaşıma bağlı olacaktır. Ancak hipnoz belirli bir terapi türüne ilave olarak kullanıldığında hipnotik ilişki terapinin etkinliğini artırabilmektedir.

HİPNOZUN KISITLAMALARI

Tek bir teorik destek bulunmaması

Önceden bahsedildiği gibi, hipnoterapi kısa vadeli klinik teknikler dizisidir. Hipnozun kendisi bir kişilik veya psikopatoloji teorisi sunmamaktadır. Bu nedenle, hipnotik tedaviyi kavramsallaştıracak teorik çerçeve eksiktir ve hipnoterapinin terapisel sonuçlar elde ettiği tutum da çok sıklıkla net değildir. Hipnoterapi bir kural olarak tedavi edilen bozukluğa yeterince dikkat etmeksizin ve hipnoterapinin belirtileri azaltmak için nasıl kullanıldığını belirtmeksizin zorunlu bir şekilde kullanılmaya meyillidir.

Bilinçsiz faktörler üzerinde aşırı vurgu

Charcot, Freud ve Janet’in çalışmalarından etkilenen, hipnoterapi uzun süre psikopatolojinin psikodinamik teorileri tarafından yönetilmiştir ve terapistler bilinçsiz faktörlerin psikolojik ve psiko-somatik hastalıkların nedenselliğindeki önemini vurgulamaya meyilli olmuştur. Bu durum bilinçli kavramanın (Ör. davranışlar, inanışlar, kurgular, içsel konuşma ve düşünce), açık davranışların ve çevresel faktörlerin rolünü önemsememe eğilimine neden olmaktadır. Bu aynı zamanda belirtiler ve uygunsuz davranışlara neden olabilmekte ve sürdürülebilmektedir. Aslında bilinçli ve semptomatik müdahaleler, psikodinamik psikoterapi çerçevesinde zararlı olarak değerlendirilmektedir.

Örneğin, Branman ve Gill ve Fromm gibi iyi tanınan ve saygı duyulan bazı hipnoterapistler hastanın bilinçsiz uyuşmazlıkları ortaya çıkmazsa ve çözülmezse kalıcı değişikliğin olmayacağını savunmuştur. Bu yaklaşımlar bazı hastalar için yararlı olsa da diğer etiyoloji ve müdahale modellerinin yayılmasını ve keşfini engellemişlerdir. Bu hipnoterapinin belirli bozukluklar (Ör. depresyon, obsesif kompulsif bozukluk) ile çok az ilerleme kaydettiği veya etki gösterdiği sonucuna varmıştır. Ayrıca bu tutumlar hipnozun depresyon gibi belirli psikolojik bozukluklara karşı zararlı olduğu mitini ortaya çıkarmıştır. Alladin bu inanışlara karşı çıkmış ve hipnoterapinin uygun şekilde bilişsel terapi ile birleştirildiğinde klinik depresyon için çok etkili bir tedavi olduğunu göstermiştir.

Terapide pasiflik

Psikanalistlerin her şeyi bilen ve kontrol eden bakış açısı doğrultusunda, hasta hipnoterapide pasif bir rol almaktadır. Hasta hipnoterapinin ona nasıl yardımcı olacağı veya temel patolojiyi nasıl değiştireceği konusunda bilgilendirilmemiştir. Hastalara sıklıkla post-hipnotik öneriler sunulmuştur; ancak kural olarak hastalar düşünceleri, duyguları, davranışları ve psikolojik tepkileri izleme ve yeniden yapılandırmaya aktif olarak dâhil değildir. Aslında özellikle anksiyete, depresyon veya kronik ağrı gibi kronik psikolojik hastalıların tedavisinde hastanın aktif katılımı teşvik edilmelidir.

Hipnozun terapi olmaması

Hipnotik indüksiyonun kendi başına hiçbir terapisel değeri yoktur. Hipnotik değerler temel olarak psikoterapinin diğer şekillerine ek olarak kullanılmaktadır. Ancak bu bütünleşme karmaşaya neden olabilmektedir. Bazı hipnoterapistler ek tekniklere hipnoterapi demek istese de, bazen hipnotik ek teknikleri diğer bilişsel davranışsal müdahalelerden ayırt etmek zordur. Ancak Wadden ve Anderton ‘hem teorik hem pratik açıdan hangi kriterlerin bir tedaviyi tamamen hipnotik olarak tanımlaması için kullanıldığının belirsiz olduğunu’ ifade etmektedir. Bir tedaviyi sadece hipnoterapi olarak etiketleyerek tanımlamak yerine, hipnotik ve hipnotik olmayan tedavi prosedürlerinin arasındaki benzerlik ve farklılıkları incelemek ve tedavi etkisini artırmak için birbirini tanımladığından emin olmak daha yararlı olmaktadır.

Belirtilerin giderilmesi

Hipnoterapi geniş ölçüde belirtileri gidermeye odaklanmaktadır. Aktif mücadele becerilerini öğretmek ve oluşturmak için neredeyse hiç girişimde bulunulmamaktadır. Bilinçsiz deneysel öğrenmeden bahseden Erickson, terapistleri bile hastalarında doğrudan mücadele becerilerini öğretemediklerini, bunun yerine belirtilerin giderilmesine odaklandıklarını ifade etmektedir. Aslında bu terapistlerin bazısı doğrudan müdahalenin hasta direncini oluşturduğuna inanmaktadır. Ayrıca, geleneksel olarak hipnoterapistler uyumsuz kavramalara ve davranışlara aktif olarak değinmemektedir. Anksiyete ve depresyon gibi kronik durumlarda ‘belirtiyi azaltmak için ikna, düşünme ve redüksiyona dayanan içgörü yönelimli yöntemler gereklidir’ ve ‘eğer belirti iyileştirmeye belirtileri sürdüren düşünce, duygu, his ve davranış modellerinin düzeltilmesi dâhil ise terapisel sonuçlar daha uzun sürelidir’.

Olumsuz oto hipnozdan bahsedilmemesi

Hipnoterapistler genellikle hastalarına oto hipnozu öğretmeyi vurgulasa da olumsuz oto hipnozun etkisine aktif olarak değinilmemektedir. Olumsuz oto hipnozun gücünün değerlendirilmediği rutin oto hipnoza kolaylıkla karşı çıkabilmekte, böylece terapi etkisini en aza indirgemektedir. Oto hipnozu öğretirken, hem hasta hem de terapist olumsuz oto hipnozun güçlü sabote edici etkisinin farkında olmalıdır.

Hipotezlerde destek eksikliği varlığı

Hipnoterapinin neden işe yaradığına dair hipotezleri destekleyecek veri çok nadir bulunmaktadır. Örneğin; hipnozun etkinliği sıklıkla ya yüksek beklenti, trans durumunun terapisel etkileri ya da fiziksel relaksasyon ve görsel imgelemin artması ile ilişkilendirilebilir; ancak bunları destekleyecek veriler nadiren sağlanmaktadır.

TEMEL HİPNOTERAPİ STRATEJİLERİ

  1. Doğrudan Telkin Metinleri
  2. Onaylamalar Ve Self Hipnoz

C. Metafor Ve Görsel Canlandırma

ANA HİPNOTERAPİ TEKNİKLERİ

Yeniden Çerçeveleme

Bağlamı Yeniden Çerçeveleme

İçeriği Yeniden Çerçeveleme

Görsel Canlandırma

İçgözlem

Dışgözlem

Prova

Retrospektif Versiyon

Özel/Güvenli Yer Tekniği

Güvenli Yer Oluşturma Adımları

Metafor

Metaforların Sunuluş Biçimleri

Metafor Türleri

Keşif Metaforları

Pastoral Metaforlar

Kontrol Metaforları

Eylem Metaforları

Yeniden Çerçeveleme Metaforları

Fantezi Metaforları

Antropomorfik Metaforlar

İçgözlem Metaforları

Eşitlik/Karşılık Metaforları

Çoklu Gizleme Metaforları

Metafor Yöntemleri

  1. Terapötik Metafor Olarak Hikâyeler

2.Görsel Canlandırma

3. Yolculuklar

4.Hayvan Rehberler

5.İçsel Rehberler

6.Kahramanlar

7.Renkler

8.Semboller

9.Kahramanın Yolculuğu

10.Alt Modalitelerle Bilişsel Modelleme

11.Canavarı Öldürmek

12.Metafor Modelleme

Regresyon

Geçmiş Hayat Regresyonları

Progresyon

İdeomotor Sinyaller

Tekrar Bağlanmalar

Geleceğe Uyarlama

Çapalama

Adım Adım Değişim

Parts Entegrasyon